Anlamak istemiyor insan bazen.Düşünmek istemiyor en çokda.Nasıl düşünmekten kurtulacağını düşünürken bile bu kısır döngünün içinde buluyor insan kendini…(Engin sorunu nu topluma mal etmesene,bunu sadece sen yaşıyorsun.)

Çünkü en çok neyi sever ise,en çok neyden korkarsa onu düşünüyor.Bizim düşüncelerimiz Dünya’ya eser bırakacak türden de  değilki.(Bu yüzden Annem’in oğlum çocuğun olsun,neslimiz yürüsün demesini anlayamıyorum.Einstein mıyız ki anne biz?Neslimiz yürüse ne olacak?)Tek yaptığımız sevdiklerimizi üzüp durmak.Belkide yaptıklarımız Mercimeği bulan kadının hikayesi gibi biz öldükten yıllar sonra anlatılacak ve biz birşey keşfettiğimizi bile bilemeyeceğiz.

…evet insan üzer sevdiğini.(Üzer ama bir kaz gelmesi/tavuk esirgeme hikayesi gibi düşünülebilir ki.Yada ilkokulda kaçtığımız o tetanoz aşıları gibi.Canımızın yanacağını bilsek bile kaçamayız,en fazla erteleriz)Üzer ama vücuda kocaman bir sevgi enjekte etmek tabiki kolay olmayacaktır.Çünkü artık sıradan düşünülmeler yerini birinin en değerlisi  olmasına bırakmıştır.Tabiki birini bu kadar çok sevmek  sevilen gibi seven içinde zordur.Hikayeyi basite indirgersek arabasını çok seven komşumuz(Dünyada bu kadar saçma şeyleri sevenler ile kıyasladığımda ben sanırım çok şanslıyım)Ne zaman çocuklar top oynasa sokakta,ne zaman o heybetli çöp arabası geçse,ne zaman aceminin biri yanına park etmeye çalışsa huzursuz olur.Tabiki Aşk tutulması dünyevi sebepsiz arzular ile kıyaslanamayacak kadar büyüktür,farkıdır,engel olunamaz dır ve engel olmakta hayatın en saçma hareketlerinden biridir.

  İnsanı insan yapan duyduğu Aşk’tır.Bu mutluluk en sevmediklerine bile parlayan gözler ile bakıp,toplum için iyi bir insan olmaya sürükler farkında olmadan.İnsan Düşün ki sevdiğim hayatıma girdiğinden beri hayırdiyememe hastalığım ilerledi.Bunun bir çözümü yok imiş.Çıktı alamayan tonton amcaya yardımcı oluyorum mesela hiçbirzaman “this is not my business” demeden,sabırla ve çıktı alamayan insan dosyayı mail ile göndermeyi bile beceremediğinden,her seferinde flash disk ile yanına gidip ofisboy’luk yapıyorum.Bunun harici Fatma Hanım’ı sıkı sıkıya tembihledim.Ola ki sebildeki su biterse ve onu başkası değiştirir ise bozuşuruz(Ekşisözlük’de okumuştum bu görevin sadece asil insanlara verildiğini ve tarifsiz bir haz yaşanılan bir eylem olduğunu,köye çeşme yaptırmak gibi de sevap işlediğimi hissediyorum.İnsanlar oradan su içtikçe imkansızı gerçekleştirip 2hidrojenile1oksijenibenbirleştirmişçesinekiböyleyapılsabilesueldeedilemiyor mutlu oluyorum.

     Bu ivmeleri gözlemleyen çevredeki insanlar(Gözlemlemenin birçok sebebi olabir;İnsanları seviyor olabilir,merhamet duyuyor olabilir,dedikodu veritabanına yeni veriler girmek isteyebilir,işsiz yada gizli işşiz veya emekli olabilir) sendeki bu değişimi anlamakla birlikte seni anlamazlar.Kimse kimsenin derdini sahiplenemediği gibi mutluluğunuda anlayamaz.Anlamamaları bilmemeleride gerekir.Aşk dedikleri insanın kutsalıdır bir noktada hakkı ile yaşandığında.

  Hep sıkıntılardan bahsetmiş gibi hissettim kendimi bu gece ve içimdeki mutluluk,bu yaşattığın mutluluk yüzümün şeklini değiştirecek kadar yoğun hissedilmekte iken.

Şuan beni düşündüğünü hissediyorum.Aslında birkaç satır daha yazmayı planlamıştım,eve apansızca gelen misafirler buna engel olmakta…