Yalnız yaşamak ilk haftalarda çok keyifli,günler geçtikçe ev  sadece uyumak için gittiğim bir yapıya dönüşüyor.Dağınıklıkdan yatağımı zor buluyorum ve yatmak için en azından yatağın üzerini toparlamam gerekiyor.(Toparlamaktan kasıt ne var ne yok farklı bir köşeye fırlatmak).Kapılarını herzaman açık bıraktığım evimde,içinde önemli dataları olan bilgisayarlarım çalınmasın diye yatağımın içine gizliyorum.Sonrası malum,uyurken ayağıma çarpan sert cisimler.İlginç olansa hırsızların eve girmeyip,kapının önündeki ayakkabımın tekini çalmış olmaları.Son zamanlarda hırsızlar bile işini düzgün yapmıyor,insan en çok buna sinirleniyor.

Hayat yine öngöremediğim şekilde ilerliyor,daha doğrusu gidişatın tam ters yönünde.Böyle yaşamak gerçekten çok heyecan verici ve yine bu şekilde yarın neler olabileceğini tahmin etmeye çalışmıyorum artık.

İş değişikliği nedeniyle hayata dair iç burkan detayları daha az göreceğim bundan sonra.Ama eski işimden son hatıraları ufak bir not geçeyim;

-Bir kamu kurumu projesi.Morgun önünde,sedye üzerinde bir amca..Başında birsürü akrabası.Fotoğraf çekiniyorlar sürekli.Yaşarken kıymetini bilememişler,tek bildikleri şey mezarlıklar ışık geçirmez.Amcanın ölümden çok çekilen fotoğraflar zoruna gitmiştir.(Hayata dair iç burkan detay)

-Taksimde self servis bir yiyecek-içecek merkezi.Simitin yanında su istiyor,suyun cam şişede olduğunu görünce vazgeçiyor(Hayata dair fakirlik detayı)

-Hiç çiğ köfte sevmem ama gözüm takılıyor  insanlara.Bazen AVM’lerde bazen ufak dükkanlarda.Sipariş verenin(özellikle kızlarda oluyor bu durum çünkü nedenini bilemediğim şekilde çiğ köfteyi onlar daha çok tüketiyor) ürünün hazırlanma esnasında aç gibi bakmaları.Adamın ellerine,dürümü hazırlamasına.Bunu burdan tarif etmek zor,Kemal Sunal’ın bilmem hangi filminde yemeğin buharına vitrinden ekmek bandığı sahneyi hatırlayın işte aynı durum.İnsan birazdan sahip olacağı bir yiyeceğe öyle aç gibi neden bakar?(Bu psikolojiye ne isim vereceğimi bilemedim)

-Lüks restourantların çalışanlarına  kalitesi çok düşük tabldot yemek yedirmeleri.(İnsana verilen değerin yoksunluğu)

-Bir hesapdan diğerine 5TL havale yapıp,gidip atmden o 10 lirayı çekip cebimin para görmesi(Bu durumu maalesef yakın zamanda ben yaşadım)

Bu durum aklıma “Zenginler bizim gibi mutlu olamıyor abi yaa” şehir efsanesini getirdi.Anonim olan bu sözün sahibini   bulsam uzun uzun konuşmak isterdim hangi ruh haliyle böyle düşündüğünü.O gün ben çok mutsuzdum mesela.Birkaç gün önce günlük ATM para çekme limitlerimi üst üste bitirecek kadar para harcamıştım ama o zamanda mutsuzdum.Demek ki mutluluk formulunde paranın yeri yok.

Haftasonları  canım sıkılıyor yine.Gökyüzünde Dolunay olduğu zaman çok daha fazla sıkıntı.Senden kaçış yolunu ararken senin çoktan kaçtığın aklıma geliyor.Kavuşabilseydik böyle olmazdı sanırım.Ben yine seninle evlenmezdim ama en azından bende bu can sıkıntısı,sende bu tedirginlik olmazdı işte.Ayrıldık tamam ama en azından birlikte üzülseydik.Sen yeşil çayını içseydin yine ben porselen fincanda çay.Sen gülseydin karşımda ben üzülseydim ama ne yaşayacaksak birlikte olsaydı.Yada ben vodka içerken sen’de Ümran gibi  enerji içeceği ile bizden çok kafayı bulsaydın,dökülseydin birer birer.Anlasaydın ve anlatsaydın.Hiç sağır değildin aslında.Bende dilsiz olmadım hiç.Aramızdaki sessizlik frekans farklığından başka hiçbirşey değildi.Eskiden olduğu gibi arasaydın yanlışlıkla beni ve benim inanmadığım tek yalanın bu olsaydı.Aşkı devam ettirmek zorunda değildik ama yüzüstü bırakmasaydık keşke.

Sana yazacağım çok devrik cümle var.Ama ilk önce berbat etmem gereken bir  hayat.Aslında kendim için iyi biri olmayıda denedim çok.Önce ben tutunacaktım,sonra tutunamayanlara köprüden önce son çıkış.Zaman zaman yaptığım özeleştirilerde kendimini de beyaz yakalı bir tutunamayan olarak gördüm.Biranda dünyalarını değiştirmemi isteyen çok kişi var.Hayallerimi sen yıkmışken başkalarının derdine service pack olmak ne kadar da zormuş.

Aradan geçen onca zamana dek kendi kendime konuşmalarımı bile sana hitaben yapıyorum.Neler çalmışın benden ve ben hala seni unutamıyorum.Kavuşamayınca Aşk oluyor işte ve aşk denilen şey muhallebicilerde,günlük kiralık evlerde,otellerde,sinemalarda biraraya gelmek gibi birşey değil.Aşk tek taraflı yaşanan sıkıntı.Duygu patlaması.Kalemtraşın kaleme olan a…  Yok bu saçma basit sözü kullanmayacağım 🙂

Neyse,kendine iyi bak.Adını koyamadığım bu duygu her ne ise işte bu sıralar bana çok yükleniyor.Harekete geç…