Hayatımıza çok küçük yaşlarda girdi şehir efsaneleri..Kertenkele bulup eczaneye verdiğimizde,onlar kuyruğunu ilaç yapımında kullanacaklar ve bu sebeple bize para ödeyeceklerdi.Yaşımız büyüdükçe eski tv lerin içinden çıkan kırmızı civa hikayesini öğrendik.Bu civanın bilmemkaç gramı bile 100’lerce milyar ediyordu(o zamanlar paranın 6 sıfırlı hali vardı).

İnsanların paraya olan zaaflarını öğrenmişler ki bu açığı ticarete dökme girişiminde bulunan fırsatçılar oldu.Ne yazık ki çokta başarılı oldular.İstanbul’un kerizi bitmez lafını sadece bir  varsayımdan ibaret sanan ben çevreme şöyle bir göz gezdirdikçe durumun tamamen gerçek olduğunu gördüm.En kötüsüde ne biliyor musunuz.Mutluluğun sadece para ile geleceğini düşünen insanların, son hayat ışıklarının, son göz parıldamalarının çalınması. Her ne kadar haketseler de hayatın çok acımasız ve bazende adaletsiz olduğunu düşünüyorum.Herkes hakettiği gibi yaşıyor evet ama maalesef herkes eşit şartlarda,aynı start çizgisinden başlamıyor.

İnsanları kandırmanın en kolay yöntemi zaaflarını kullanmak.Eğer hedef  kitleniz erkeklerse paradan daha çok işe yarayan bir yöntem var Türkiye’de.

Geçen haftasonu bir arkadaşımın ricası üzerine  toplantı dedikleri beyin yıkama seansında bulundum.İstanbul’un özellikle Bağcılar’ından getirilen cahil ve soyut olarak gözleri paradan başka hiçbirşey görmeyen,somut olarak hiç para göremeyen birsürü genç,yaşlı,evli,bekar,erkek kız topluluğu.Göz boyama operasyonları başladı hemen.Gözlerinizi kapatın ve bir Porsche sahibi olduğunuzu düşünün.Bak ben Mercedes’imi 3 ayda bu işden aldım(aldım dediği araç sorgulamada kiralık görülüyor:) )

Bir dolandırıcı olmak istesem dersime iyi çalışırdım.Ne iş yaparsam yapayım,en iyisi olmaya çalışmak önemli benim için.İki lafı biraraya getiremeyen biri olsam diksiyon eğitimi alırdım mesela,giyimime dikkat ederdim,sonuç olarak kurbanların için giyimde çok önemli.Bu keroların  gelişigüzel  şekilde bile toplumun belirli bir yüzdesini kandırabilmesi,verilen emeğe göre gerçekten verimi yüksek yapılan bir iş.Neydi verim kuralı?Verilen güç/Alınan Güç.Bu senaryoda da bu geçerli sanırım.

Neden bahsettiğimi az çok anlamışsınızdır.Türkiye’de ilk önce Titan(Saadet Zinciri),sonra QNET ve son olarakda Mega Holding.Dikkat ederseniz ilk iki şirket insanları dolandırıp sırra kalem bastılar.

Bilgi olmadan,kolay yoldan para kazanmak mümkün değil.Eğer iyi bir mesleğiniz varsa para kazanmak yine zordur,sadece daha kaliteli bir yaşama sahip olursunuz.

Ama mutluluk,bu gerçekten birden fazla denkleme dayalı.Beni mutsuzluğa iten tek kavram maalesef aradan uzunca zaman geçmesine rağmen hala sensin.Birden fazla duyguyu yoğun olarak hala seninle yaşıyorum.Unuttum sanıyorum,ama unuttuğumu hatırlıyorsam sürekli demek ki kavgam devam ediyor kendimle.Birsürü şey geliyor aklıma,birsürü yaşanmışlık ve yaşanamamışlıklar.İçim sıkıştığı içinmi seni hatılıyorum yoksa senin yokluğun mu içimi sıkıştıran hala bilmiyorum.Sebebi sen olmasanda sayılı gün sonra çok uzaklara gidiyorum.Herşey planladığım gibi gitmiyor tabiki. 12441 km sağ tarafa gidecekken,8837 km sola gitme kararı aldım,şartlar çok çabuk değişiyor.Amerika’ya gitmek için pasaport alıp Irak ve Azerbeycan’dan çıkamayan Mustafa Abi’nin hikayesi gibi…

Yaptığım yanlış hareketlerde,sığınma sebebi olarak  görmüyorum seni artık.Öğrendim ki yadırgadığı şeyi yaşamadan ölmeyecek insanoğlu.Benimde başıma geliyor teker teker.Sönmüyor hiç ateşim.İyi bir insan olma çok eskilerde kaldı,en azından kendime karşı iyi değilim.

Unutuyordum az daha.Geçen haftalarda biriyle tanıştım.Soyismi seninle aynı.Şuanda yine yalnızım tabiki.Sanırım benim olayım bu.

Yalnızlık bir tercih,bak tecrübe ettim birkez daha…

Son görüşmemiz yetmedi sanırım.İzini kaybetirirsen seni bulmam daha anlamlı olabilir.Belki yıllar sonra,belki daha yakın.

Dışardan bakılınca ruh hastası olduğumu düşünenler olabilir.Öyleyimdir belkide,kendimle barışık olmayı öğreniyorum artık.Kabulleniyorum.

Ama herzaman iyiniyetim baskın çıkıyor.Bu rahatsızlığım yine kendimden başkasını rahatsız etmeyecek.

Bir takıntı var işte bende.Güvenmediklerim gelip herşeyimi gaspetsin,problem değil,ama gözümü kapatıp güvendiğim,sevdiğim yapınca o acı çıkmıyor içimden.Sonra zaman denilen şey geçsede geçmiyor içimdeki öfke.Takılıp kalıyorum ve sanırım bu takıntıyı öldürmeden ölmek istemiyorum.

Senin yokluğun bile hala insanların hayatıma girmesine engel oluyor.Hep seni düşünüyorum,sesini özlüyorum en çok.Sen böyle yaptıkça işler daha zorlaşıyor,ama olsun.Zor işleri başarmak benim işim.Bu yüzden bilgisayarcı değil sistemciyim,belkide junior bir sistemci.Bu kıyaslamayı kiminle yaparım bilmiyorum.Kimileri benden vasat,kimileri hayranlık duyacağım kadar bilgi sahibi.

Şimdi gitmem gerek.Yarın yine çok yoğun,koşturmaca.,

Seni hatırlamak diyemeyeceğim,unutamamak o kadar can sıkıcı ki…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

06.06.2013

S2014-06-07 23.16.09abah sabah vurdu yine Eda’mın sızısı,

Kahvaltımı saklı bahçede yaptım,işe gelme ortalamama göre çok erken bir saatde.Sabah güneşinin ışıkları ağaç yapraklarının arasından ince ve hoş bir çizgiyle rahatsız etmeyecek şekilde vuruyordu.Sigaramı yaktım ve seni düşündüm.Pek uzun sürmedi çalan telefonlar yüzünden  yaşadığım gerçek hayata dönmem.O kadar yoğun bir gün geçirdim ki haftaya izinli olacağımı akşam gelen aramadan öğrendim.Pazar günü organizasyonunuda iptal edebilme yüzsüzlüğüne katlanıp,verdiğim sözden caymayı başarırsam çok mutlu olacağım.Ne zamandan beri hemcinslerimle aktivite yapmıyordum,iyide gelebilirdi aslında.

Akşam herzamanki gibi  gelen Capacity davetine bile gidemedim,reddet memem gereken kişileri reddetmek zorunda kaldım.Az görünmek aslında daha iyi,daha cool bi görünüm elde etmemize yarıyor…

Haftaya benim yerime bir başkası dolanacak buralarda.Bir başkası oturacak masama.Şirketin çok konuşmada efsane ismi.E.A.A..Aslında Cuma günü kaçabilseydim denetim bombasının başkalarına patlamasını zevkle izleyebilirdim.

Şehirdışı işlerde diğer arkadaşlarımı AKG,Sennheiser  gibi markaların ekstra yalıtımlı kulaklıklarını aldıracak kadar çok konuşan biri.Geçen gün efsane toplantıda Erdem’le birlikte olmalarını isterdim tabiki.İki efsane birarada.

Herkezin bi problemi var evet.Çok konuşan kişinin zararı başkasına,

Bazende hatalar açıkları tetikliyor.Benim istemdışı gülme problemimin başkasının durmayan çenesi yüzünden hiç olmayacak yerde patlaması gibi.

Bunun çözümü yok ama.Gülmenin,ağlamanın çözümü yok.Aslında problem değil,insan olmanın gerekliliği,sağlıklı olmamızın bir göstergesi.

Bazende antidepresanlarla gereğinden fazla gülüp gereğinden fazla ağlayabiliyoruz.Ama yine mutlu olamıyoruz.Kendimizi kandırıyoruz.Biz biz olmuyoruz,bir başkası oluyoruz.

Güzel oluyor ama…Güzel oluyoruz.

 

 

 

11.02.2014

Olmuyor oluruna bırakınca…Zaman geçiyor,biz bitiyoruz.

Yine çok yoğun çalışıyorum bu zamanlar.Normal insanlar gibi çalışmak,iş yükümü azaltmak için  farklı sistemler geliştirdim kendimce.Telefonlarımı yanımda taşımayıp,daha ulaşılamaz oluyorum.Çok kritik işlerde bir şekilde ulaşmayı başarıyorlar nasıl olsa.

Uyku düzenimde bozuldu bu sıralar.

Hala senden bahsetmek içimde bir yenilgi hissetmeme neden oluyor.İnsanın kızıp,sinirlendiği kişi,muhatapı yanında olamayınca kendine zarar veriyor.Bazen kendimi çok büyük bir boşlukta hissediyorum.

Hayat iyi yada kötü bir şekilde geçiyor ama tam istediğim gibi olmuyor hiçbirşey.Mutluluklarımı zamanın ötesinde hedef mi hayal mi olduğunu şuan için öngöremediğim eylemlerin sonucuna erteliyorum.Elimdekilerlede mutlu olamıyorum senin yokluğuna kitlenmişken düşüncelerim.