./

Bugün  Storage eğitimimin 3. ve son günü.Bilgi birikimi oldukça yüksek bir eğitimcimiz var,Hollanda’lı ve dolayısıyla eğitimde İngilizce.Bir sorun varki Cuma namazına gitmek için izin isteyen arkadaşların We want go to Friday demesi.Bunun böyle çevrilmemesi gerekiyordu sanırım ..:)  Bu milletlerarası dil problemi çok sıkıntı oluyor.Geçen günlerde ofisimizde zaman zaman gelip çalışan Amerikalı bi kız vardı.Çay istermisiniz sorusuna hayır,teşekkürler demesine rağmen çay servis edildiğini görünce google translate açıp Hayır ve Evet kelimelerinin çevirisine bakarken yakaladım.

Eğitim sonunda usb memory verdi adam,dökümanları herkesin kendi bilgisayarına kopyalaması için.Kopyalama işlemi benden başladığı için,içine ek olarak saçmasapan bir video kopyalayıp,ismini teknik bi kaç kelimeyle değiştirdim.

Bugün senin elinin değdiği hatıralarımında olduğu dolabımı toplama kararı aldım.D&R poşeti çok iyi saklanmasına rağmen parça parça olmuştu.Doğa dostu,çabuk çözünen poşetlerin ömrünüde yaklaşık olarak süresini de ölçmüş oldum.

Spor salonuna 12 ay esir olmamak adına internet ilanlarından üyeliğini devreden biriyle tanıştım.Bir insan bu kadar iyiniyetliyken aynı zamanda nasıl bu kadar güzel olabiliyor anlamış değilim.Spor salonlarında 3 çeşit kız tipi vardı gözlemlediğim.

1.Sporun bile kurtamamayacağı tipler.Sorun sadece kilo değil.Hatta bir keresinde böyle birisi Pec Fly kullandığı için yaklaşamamıştık makinanın başına.Birde bunların erkek gibi güçlü olanları var,yüksek ağırlıkların altında inleyerek çalışan.

2.Sıkılaşma amacıyla gelenler.Bu tür insanlar zaten toplumda gider seviyesi oldukça yüksek olmasına rağmen nirvanaya erişmek için gelenler.

3.Kusursuz diye tabir edilen ve bu spor salonlarında işlerinin ne olduğunu anlayamadığım insanlar.Benim görüşüm zaten kusursuz olan bir yapıyı  daha iyi bir seviyeye taşımaya çalışmak risk almaktır.

Üyeliğini devir aldığım kişide bu 3.  maddedeki sınıfa giriyordu.Hep merak ederdim zaten bu insanların nasıl bir hayatlarının olduğu.Onlarda normal insanlar gibi mi yaşıyordu?Sanırım çok ani kararlar almak,sürekli pozitif olmak ve limit tanımamak.En son Perşembe akşamı görüşmüştük.Özlem Tekin dinleyip,hadi ben bu haftasonu için Yunanistan’a gideyim kararı almış.

Ani mutluluklarım oluyor tabiki.Ama her yalnız kalmamda,bazende kalabalığın içinde yalnız hissettiğimde geliyorsun aklıma.Tam olarak hangi duyguda aklıma düştüğünü bilsem,seni düşünmemi tetikleyen düşüncelerimden vazgeçebilirim aslında.

Neden sen?Belkide cevaplanması gereken ilk soru bu.Bunun cevabı yine sende olabilir mi?Belkide her istediğimde seni arayabilsem çözülür  bu problem.Aslında çok iyi fikirlere sahiptim,anlık heyecanla herşey birbirine karıştı yine,yine çıkamadım işin içinden ve yine yapayalnızım kendi sorunlarımı çözmek adına.Bu işte bir adaletsizlik yokmu?Beraber başlanan herhangi birşey de ihale neden tek kişiye kalır?İnsan sevince kendini kurtarmak adına karşı tarafıda harcamak istemiyor işte.Sanki herşey bir rüya gibi,zaman zaman iyi,bazende kötü bir rüya.

Beni en çok sıkıntıya sokan düş oyunları şüphesiz ki peşimi bırakmayan Karabasan ‘ lar,senin rüyanın korkutan tarafı ise ne zaman biteceğini bilmemem.Yaşadığım hayatla birlikte sürüklüyorum senide,düşünmek hala çok acıtıyor canımı.   Düşünüyorum bazen,çok detaycı olmasam,hatta sandaletin içine beyaz çorap giyen biri olsam dahamı mutlu olurdum acaba?

Bu hafta evimize bir evrak geldi PTT’den.İçinde 378 kişinin olduğu örgüt.Hepsinin Tc numaraları,isim soyisim bilgileri ve telefo numaraları var.Bu listede benim kardeşimin ismi ve Tc numarasıda var.Durumun tam olarak ne olduğunu sonradan öğrendik.Teknik takibe takılan telefon numaraları ve bu numaraların birinin,kardeşimin bilgisi olmadan, üzerine açılan bir hat olması.Benim anlamadığım bu bilgiler aynı zamanda diğer 378 kişiyede ulaştı.İsteyen biri bu potansiyel grupla çok rahat iletişime geçip kendi örgütünü kurabilir yada bu bilgileri yasadışı işlerinde kullanabilir.Sene olmuş 2014 ve sistemdeki komik güvenlik açıklarını ve bilgi gizliliğine verilen önemi görünce şaşırıyorum.Gerçi zaman zaman arkadaşlarımın arayıp Hotmail’den Gmail’e mail gönderilebiliyor mu? diye sorması,aslında toplum olarak pekte yok katetmediğimizi gösteriyor.

İdari binamızın kapanmasıyla blog yazma anlamında kendime yeni bir mekan buldum.Birkaç aydır burada zaman geçiyordum.Geçen yine böyle bir günde yedim,içtim ve elimi cebime attığımda hiç param yoktu, banka kartlarımın da yanımda olmadığını farkettim.Çok tuhaf bir duygu,her insan birkez yaşamalı bu hissiyatı.