En büyük hatamız başkalarının hayallerini gerçekleştirmek miş,mutlu etmek insanları kendimizden başlamadan…Dünya’ya başkalarının mutluluğu olmak için gelmiyormuyuz  sonuçta?Bazen bir ailenin yıllar sonra gelen erkek evladı,bazen  soylular zümresinin keyiflerini gerçekleştirecek köleler ordusunun bir parçası.

Bu yaşam mutsuz olmak için çok müsait.Bahsettiğim zümre zincirinin ortalarında bir halkayız.Bizden üst durumdakilere bakıp üzülüyoruz,zincirin sağ tarafına baktığımızda durumu bizden vasat olanlar için üzülüyoruz,vurdum duymaz olmadığımız sürece bunun kaçışı yok.Bir temizlikçi abla tanımıştım mesela,sağ ayağı  diğerinden daha kısa,terliğinin üstündeki yükseltme ile topallayarak 50 yaşına geldiği halde çalışmak zorunda olan.Bu durumu düzeltmek isteyen vicdanlı insanların imkanı olmuyor,imkanı olanların gözü pırıltılı yaşamlardan başka bir şey görmüyor.

Yaşama başlamamızla birlikte analiz edemeyeceğimiz türlü yükler biniyor üzerimize.Mesela daha çocuk iken,yetişkin gibi davranmamız beklenmiyormu?30 yaşında bir evebyn her gördüğünü istediği için kızmıyormu evladına?Yada yaramazlıklarımız ceza bulmuyormu?Gerçi  büyüdüğüm süreç içinde aileme olan maliyetimi minimize etmeye çalıştım.İş eğitimi dersindeki fuzuli yatırımları aileme söylemedim,ilkokuldaki tiyatro organizasyonlarından da ailemin haberi olmadı hiçbir zaman.Öğretmenimin ailemle görüşmesiyle bu durumda sona erdi maalesef.Daha o yaşımda matematik dersinin gerekli olduğunun farkındaydım mesela,düşünme yeteneğimi geliştirdiğini,zamanı geldiğinde arkaplanda daha farklı düşünmemi sağlayacanının farkındaydım.Ama iş eğitimi denen saçmalık bence hala bir saçmalık.

Bir önceki paragraftaki gibi ergen isyanını yapabileceğim bir ailem olmadı benim.Bir keresinde kumandalı araba beğenmiştim ,fiyatını sordum  sahip olamayacağımdan emin bi halde,babamın kulağına nerden gitmişse ödemesini yapmış, bir sonraki gün  mağazanın  önünden geçerken engin diye çağırıp vermişlerdi.Böylede ilginç bir babam var işte,kendi oğluna hediye alırken bile gizemli yabancı rolleri oynuyor.

Yalnız olmak bir tercih,bunu bu günlerde daha çok farkediyorum ve yalnız kalmaktan hala çok keyif alıyorum.Mutluluk konusuna gelince herzaman olduğu gibi önemsemiyorum.Belkide dünyanın standart düzeni bu,herkez mutlu olmak zorunda değil,imkansız bu.

Bugün başıma gelen saatler sonra dank eden  hem sinirlendirip hem gülümseten bir olayıda paylaşacağım.Arkadaşın biri aradı bugün,problem group policy manager işlevini görmüyordu.Sysvol test etmesini,firewall kapatmasını önerdim.Birkaç saat sonra gelen telefon;

–Abi ben sorunu çözdüm,sanada anlatıym başına gelirse yardımcı olurum.Sysvol kontrol et,firewall kapat.

Neyse,

Ben bugun yine seni özledim

Yine bir yokluk canımı yaktı

Yine tükenmez kalemlerle isminin baş harfini çizdim koluma, ismin kısaydı tamamladım sonra üşenmeden..

Yine iş amaçlı görüştüğüm birinin isminin Eda çıkmasıyla saçmasapan bir heyecana kavuştum.Aslında bilyordum ki.

Aynı değil di tüm Eda’lar.

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s