Başkasına yaptığın muzurluklar gün geliyor  sanada yapılıyor,kimse yapmasa bile insan kendi kendine yapıyor.İsraf konusunda çok takıntılıyım.Göz görmeyince gönül katlanır sözüyle de bağdaştırıp yere düşen fıstıkları,kurabiyeleri başkasına yedirme eylemlerine giriştim çoğu zaman.(Hatta bi keresinde o kadar iştahlı yemişlerdiki hayatımda aldığım doğru kararlardan biri olarak tarihe geçtim bunu)Yere düşen küp şekerleri şekerliğin içine karıştırıp kendim kutudaki şekerleri kullandım.Hatta kimsenin daha önce yemediği keşfedilmemiş,ismi konmayan ağaçlardaki kaju benzeri nesneleri yakınımdakilere yedirip kendimi riske atmadan yeni kuruyemişler keşfetme yoluna gittim.Kaç yaşındaydık hatırlamıyorum,Sultanahmet’ deki kestane ağaçlarındaki at kestanelerini yenilebilir diye kilolarca toplamıştık heyecanla,eve geldiğimizde hayal kırıklığı tabiki.Sonra anladım ki bugüne kadar keşfedilemeyen bir besin bulabilecek kadar yetenekli biri değilim ben.Bu yaptığım eylemler tabiki bu yaşıma kadar gözlemlerimden aldığım cesaretle gerçekleşti.Çingene çocukları nasıl ki çöp konteynerinin  olduğu sokakdan bile geçirmediğim yeğenimden daha az hasta oluyorsa bu şekilde bünyeye alınan yiyeceklere ölüm riski yaratmaz,aksine faydalı bile olabilirdi.Bugün de gidip saf gibi aynı durumdaki şekerleri kullanıp içtim çayımı.Ben bunları yazarken belkide hijyene önem vermediğimi düşüneceksiniz,ama bazen öyle meslekler de öyle insanlara rastlıyorum ki,eminim beni bu rahat insanlar bu hale getiriyor.Emin olun hiçkimse göründüğü gibi değil.Zaman zaman lüks restourantların mutfaklarına girme şansımda oldu.Bazen tesadüf,bazen eş dost,bazen bu yapının çok içinde olmak(bu sektörde hiç çalışmadım tabiki)..Dediğim gibi birçok şey  göründüğü gibi değil.İstanbul’un elit bir semtindeki ,servis ücretinin bile 30Tl olduğu bir mekanda(servis ücretinden kastım,kendi getirdiğiniz doğum günü pastası için 5 kişilik çatal bıçak takımı kiralıyorsunuz,30X5 oluyor) mutfakta yerlerin yapış yapış olduğuna şahit oldum.Bu sebeple Bahçelievler’deki pilav arabası herzaman daha samimi ve daha lezzetli geldi bana.Ama her ne olursa olsun ev yemekleri konusunda eski alışkanlıklarım değişmedi.Nedense başka evlerde,başka insanların yaptığı yemekleri hala yiyemiyorum hele ki bu kişi Ordu yada Giresun’lu ise.Tabiki bu yargılarım gerçekten çok acıktığım da değişebilir,brokoli içeren besinleride ancak cephede gerçekten çok zor durumlarda kalırsam bir nebze tüketebilirim.

Bu sıralar üst üste gelen bazen günübirlik,bazen 2 günlük şehirdeğişimleri ilk başlarda heyecanlı görünsede her biri içten içe sıkıntılar yaşattı bende.Hayatımda ilk defa Doğu’ya,Diyarbakır ve Urfa’ya gittim.Havalanından çıkar çıkmaz küçük çocuklar gelin arabası görmüşçesine başınıza üşüşüp birşeyler koparmanın peşine düşüyorlar;Anne ve babalarının bu durumu desteklemesi bizim yetişme tarzımıza göre çok ilginç.Belkide bu yaşıma kadar amcalarımın çoğundan doğru dürüst harçlık alamamam(dürüst olursam bi keresinde 10 kuruşu almak için bayağı uğraşmıştık,sonrasında bu parayı 2 kişi bölüştük,kaybetmememiz için bir sürü nasihat işittik)yabancılarla bu diyaloglara girmememiz gerektiği düşüncesini empoze etti.Buranın yetişkinleride çok farklı.İstanbul’da can kaybı olmayan trafik kazalarında,bazen  taraflar arabadan inerler,anlaşamazlarsa sesler yükselir ve en son birbirlerine girebilirler.Urfa’da prosedür tam farklı olarak önce patır kütür birbirlerine girişip sonra konuşuyorlar.Yemek kültürleri belki olabilir ama kahvaltı konusunda gerçekten çok eksikler,beni öğlen vaktine kadar kahvaltısız bırakacak seviyede tatmin etmeyen işletmeleri.Benim gördüğüm güzel olan tek şey akşam vakti gökyüzüne baktığınızda başınıza düşecek seviyede size yakın görünen yıldızlar.Günün sonunda İstanbul’da olmak gerçekten keyif verici,havalanında süpriz bir şekilde karşılanmak hayatım boyunca unutmayacağım güzel bir süprizdi.Gerçi o yorgunluk ve değişken ruh haliyle yapılan bu jestin karşılığını pek fazla verebildiğim söylenemez.

….ve İzmir.Her seferinde ayrılırken sanki sevgilimden ayrılıyormuşçasına bir hüzün kaplıyor içimi.Bu kadar yabancı insan nasıl bu kadar yakın olabilir ki?Sokaklarda birsürü güzelliğinin farkına varmayan kız mevcut.Bunu İzmir’li bir arkadaşıma söylediğimde tam olarak ne demek istediğimi anlayamamışcasına kötü birşey söylediğimi düşünüp kızdı bana biraz…

Neyseki İstanbul’dayım.Seni görmek gerçekten iyi geldi bana.Daha önce neden olmadığını düşünüp üzmeyeceğim artık kendimi.Sana karşı hissettiğim gerçekten çok farklı bi duygu,sana zarar gelmesinden o kadar çok korkuyorumki.Bir an oldu,trafiğe girmek üzereyken telaşlandım birden,saçmasapan hareketle kaza yapmandan çok korktum,içim sıkıştı birden bire.Neyse ki hala iyisin.Bilmiyorum ama sana ben zarar vermek istiyorum sanırım.Seni sıkıştırıp korkutmak isterken basıp gitmişim aklımdaki düşüncelerle.Yine bir çeşit oyuna geldim sanırım,sana hayır diyememenin bedeli olarak pek tasrif etmediğim bir mekanda,doğal bir ortamın sakinliği yerine ambulans ve araba seslerinin olduğu bi yerde görüştük.Yeşil çay siparişin içimde anlatılmaz bir duyguya sebep oldu.Baştanda konuştuğumuz gibi böyle bir görüşme istemesemde hakkımı kaybettim sonuç olarak,senden bunun tekrarını istemek kendi verdiğim sözümle çelişir.Sana anlatacak,seninle konuşacağım çok şey olmasına rağmen herzaman olduğu gibi bunları blog üzerinden yazmaya devam ediyorum.İnsanız sonuçta,makina değil ve bu sebeple bulunulan ortam insanın psikolojisini çok değiştiriyor.Mesela heryerde blog yazamıyorum,sonuç olarakta seninle görüştüğümüz mekan içimdeki uktenin tam anlamıyla yok olmasına yetmedi.Ama dedimya,sen sözünü tuttun,ben acemiliğime yenildim.Anlaşmıştık oysaki,neden böyle oldu,bilemedim.Yinede teşekkürler,her ne kadar bunu kendin içinmi yoksa benim için mi yaptığını bilemesemde.

İdari Bina’ya çökme planlarımız paranoyak arkadaşımızın takıntıları sonucu gerçekleşmedi.Bu sebeple bu yazımı bu sıralar çok uğrak yerim olan bir cafenin,herzamanki 24 numaralı masasından yazıyorum.Burdakiler de beni gördüklerinde otomatik olarak porselen fincan çayımı getiriyorlar.

Bazen öneride bulunup,yapılması için pek fazla ısrar etmemek gerekiyor ki yapılan yanlışın sonucunu görüp hatasını anlasın.Tam bir erken boşalma belirtisi olarak umarsızca sunucuların power fişini çekip restart etmesi sonucu  1 adet virtual machine eline almış durumda an itibariyle.Birazda talihsizlik.Biz bu oyunu hayati önem taşıyan sunucular üzerinde birkaç defa yaptığımzda başımıza hiçbirşey gelmemişti.Kader işte…