Zifiri…

24.03.2014…Hayat o kadar değişken ki.Geçen hafta bir üniversite kampüsünde kız seslerinin uğultusundan şikayetçiyken bu saatlerde bir tekstil fabrikasının sistem odasında arka planda çığlık atan tekstil makinalarının rutin sesi tırlamlıyor kulağımı. Bu sıralar  daha neşeliyim,nereden geldiğini anlayamadığım bir mutluluk var içimde,sınırsız biz özgüven bunun yanında.Sabahları Future Generation ile uyanıp,gerçekleri görüp,göremediklerimi düşünüyorum.Techno müzik dinlemek,insanın kendi başına kalıp düşüncelere dalmasına çok yardımcı oluyor.Lisede bir arkadaşdan techno istediğimde Teknosa’da bulabileceğimi söylemişti,böylede saçma espri yapan insanlar tanıdım,unuttum sonra.

16.03.2014(olması lazım)…Bundan birkaç hafta öncesinde ilk tekila içme deneyimim oldu,sonra kafamız geçmesin diye apar topar soluğu Taksim’de aldık.Ben ne bilebilirdim ki o kafanın birkaç gün daha süreceğini.Bir gün sonrasının sabahında ofisin cam kapısından geçmeye çalıştığımı hatırlıyorum..Yapamadım tabiki,bunu sadece sevimli hayalet Casper yapabiliyordu.Bu hayalet kapılardan geçebildiğine göre birşeyi tutamazdı,eli içinden geçmesi gerekmezmiy di?Bu çelişkiyi çözemedim bir türlü.

Gelelim Zifiri konusuna.Hayat da ilk defa hayırlı bir iş yapmıştım,oda kötü patladı.Tanıdığım birinin bir işe girmesine vesile oldum,sonra özel hastane iflas bayraklarını çekti.Neyse bu abimiz gitarı eline alıp çaldığında duydum ilk defa Zifiri’yi,daha sonra tekrar tekrar dinlemişliğim vardı.Ancak Pikap Bar’a girip,Rüzgar’ı ilk defa dinleyip,programı bitince abi sen Zifiriyi iyi çalarsın diye kafalayıp ondan bu şarkıyı istemem komedi oldu.Bu adama Zifiri’yi biliyormusun diye sormak Fatih’e  Sennheiser larımı gördünmü diye sormakla eşdeğermiş.Yani işin özü Zifiri’nin söz müziği Rüzgar’a aitmiş.Sennheiser’ı çalan Fatih zaten,buda besbelli.Bir sabah uykulu uykulu çıkarıp masanın üstüne sanki çalmamış gibi koyması,ben suçüstü yapıncada h.s.tr burdamıymış demesi komik bir sahneydi.O zamanlar AKG lerim olduğu için pekde önemsememiştim.Arkadaş hepmi benim başıma geliyor.Geçen haftada HS3000 lerimi koydular.Bu sebeple yine kitaplara sarıldım,benden çalan herkese saydırdım,en büyük küfürüm herzamanki gibi yine sana geldi.

Bu sıralar sakallarım kurumsal kimliği zedeleyecek kadar uzadı,geçen gün Plotter için gelen servis elemanına uzun sakallarından dolayı at hırzısı benzetmesi yapmıştım,başkalarıda benim için böyle düşünüyormudur acaba?Hayat felsefeme göre uyarılmak riski olmayan bir haktır,kesinlikle kullanılması gerekir.Mesela kimse sizi işe geç geldiğiniz için kovmaz,kesinlikle önce uyarır,,bu yüzden bu seviyeye kadar insanların şansını zorlaması gerekir.Ümran da o uyarıyı almamak için hergün traş olup,sabah 8 de işinin başında oluyor.Benim taktiğimi denemiş olsaydı mesai saati çok daha az olacağından kazadığı parayı çalıştığı saate bölüp çok daha fazla kazanabilirdi.İlla kişisel bakım yapacaksa bunu mesai saatleri içinde yapıp,benim yaptığım gibi 9:30 – 10:00 gibi işe gelip,sonra iş saatinde berbere geçip çok daha keyifli,parasını dolaylı yoldan şirketin ödediği bir bakım planı çıkarabilirdi kendine.

Aklıma geldi şimdi,sürekli seksi kıyafetler giyip,müdüründen fırça yiyen  Sea Eye N Soldier’in ablası vardı,ona ne oldu ne durumda bilmiyorum.Asıl problem bugün şirketimizin operasyon merkezine konsept olarak kayıtlı birine,yine şirketimizin güvenlik açıklarını kullanıp birinin operasyon yapması.Sanırım bu durum birçok kişinin istifasını gerektirecek kadar sansasyönel bir durum.Bu olay öyle bir koyduki bana,çözüm ortağım olan KVK bayisinden ücretsiz olarak temin edilen telefon kılıfımın hevesi bile kursağımda kaldı.Ücretsiz edinim kazandığım için olsa gerek bir mutluluk olsada içimde Serdar’ın drivera karşı olduğu kadar karşıyım bende case olayına.Pelin gibi hissediyorum kendimi kılıf kullandığımda.Hayatını s3 ünü kalkan olmaya adarken,yaşamayı unutmuş,benden sonra taş olmuş.Bu kızı zamanında değeri düşükken kurtarıp,prim yapıncada elimden çıkararak iyi bir hamle yapmışım…

Son olarak da yakın zamanda yakaladığım bi fotoğraf paylaşımı yapayım.Ne güzel bir çalışma ortamı değilmi,havuzlu bir villa,dışarıda ürkütücü bir Dikkat Köpek Var yazısı,içeride sürekli ortada dolanan 2 sevimli köpek ve sürekli uyuyan bir kedi…2014-03-13 13.40.43-1

 

Burası İstanbul,

İnsanların yürüyen merdivende mahsur kaldığı,kendilerini götüren bir mekanizma olduğunda durmaya başlayan garip ve yorgunların olduğu şehir.Bu insanlar geçişi kapatıp başkalarının hızınıda kesebiliyorlar.

Geçen kişisel gelişim videolarından birini izlemiştim beyinin asıl yürürken,özellikle açık havada yürürken daha performanslı çalıştığını ve en çok yanlış algı insanın düşünemediği zaman beyinin sulandığını söylemesiymiş.Yaklaşık 3/4 sudan oluşan bir organ su miktarı azaldığında işlevlerini düşürür,sulansn beyin daha iyi çalışır .Bu tür yayınlar genel kültürü arttırsa bile varolan kişiliği geliştirmekte pek fayda etmiyorlar.Her izlediğim videoda adam haklı dedikten sonra yine bildiğimi okuyorum.Bu sıralar National Geographic – Uçuş Kazaları serisine takmış durumdayım.Birçok pilotun yaptığı hataların çoğunun nerelerden kaynaklandığını tahmin edecek kadar bilgiye sahip olduğumu düşünüyorum izlediğim belgesellerle,bunlar tabiki genel kültür dolayısıyla analitik düşünme yeteneğini geliştirme konusunda faydalı oluyor.

Dün gece çok tuhaf bir duygu vardı içimde. Her zaman ki yatağım çok daha sertdi sanki,herzamankinden çok daha huzursuz bir uykuya dalmak üzereydim.En kötü ihtimal bu olacak diye düşünürken çok daha kötüsü geldi başıma.Gece nöbet tutan arkadaşlar  herzaman sıkıntı olmuştur.Zaten zar zor uyuyabilmişken ikinci bir Gözde vakası bu sefer benim başıma geldi,hemşirenin biri sardı gece gece,uyku o kadar güçsüz birakmiski bedenimi telefonu kapatmayı edemedim akıl.İsden ayrılınca kurtulurum diye düşünmüştüm ancak IT telefon numarası ,yıllar önce liseli kuşağının yaptığı kiz msn adresi paylaşımı gibi birşey.Birkaç sene önce isden ayrılan Mahmut’un numarası bile duruyor dur hala panolarda.
…ve en büyük rahatlık isden ayrıldıktan sonra başhekim ve sekreterkerinin bu konuya adapte olamayıp hala beni aramalarına karşın ben yokum artık deyip rahatlıkla telefonu kapatmak.Hoca seni davet ediyorsa problem degilde hoca acil görüşmek isterse sıkıntı.Bu cümlelerin detayını yazmıştım önceki yazılarımda.
Senide merak ediyordum,ama bu sıralar elimdeki database ile yaşadığını ve evlenmedigini öğrendim,bundan sonra benim olamayacağını databasede goremesemde bu öngörülen birşeydi ve kendime bunu anlatabildiğim gibi sisteme de girmek istedim,ne yazıkki böyle bir tablo mevcut değildi.
Hepsi senin yüzünden,yalnız kalma isteğim,içimdeki sessizliğim ve kimsenin duymadığı cigliklarim.
Bugün aradın,telefonu açmaya cesaret bile bulamadım.Sen beni uzdugunde kendime verdiğim zararı limitleyemiyorum.Ne zaman arasan hayatındaki yeni kişiden ve kurduğun yeni düzenden bahsediyorsun.Bunu duymak ne kadar zormus ,içimdeki medeni insan samimiyetle dinlerken ,baskın çıkan sahiplenme duygusunu,kırgınlığı hazmedememek.
Her tartisdigimizda yarın yeni bir gün deyip herşeye yeniden baslayabildin sen,belki yalnız,belki başkasıyla.Bense mutlu olma hayallerimi başka bir dünya ya adamıştım.

 

Cozumpark Bilisim Portali

Fesleğen…

Abi ne işler dönüyor anlamıyorum ki?

Getiririp teslim edenin  bu işle alakası yok,arayıp durumunu soranın alakası yok,ben evimde saklıyorum e benim gerçekten alakam yok,sonra bir isim daha geçiyor telefonda,onun bununla ne alakası var diyorum,onunda bir  ilgisi yokmuş.Telefonda şifreli konuşmak,ben bunu yapmam.Zaten telefonlarımdan birisi benim için konuşmalarımı encrypted hale getiriyor.

İşin ceza boyutunu geçtim,bu anlamda hiç korkum yokta,ama nedense insan başını yastığa koyduğunda çok kötü hissediyormuş kendini,vicdanlı adam işi değil bu işler.Dediğim gibi,benim gerçekten bir alakam yok bu çok yakınımda dönen operasyonlarla.

…ve bundan sonra yazacaklarımın önceki satırlarımla alakası yok.

Evde yalnız yaşamaya başlamamla uyku düzeni konusunda problemlerde başgöstermişti,mutsuzda değildim hani.impulse 101 yazılmış bir halflife yada  BAGUVIX (ölümsüzlük) şifresi yazılmış bir GTA karakteri gibi hissediyordum kendimi.Akşamları TV. izlemenin,dışarda takılmanın hatta en çok problem olan idari binada gece yarılarına kadar piyasa yapıp  eve gitme limitlerim tam anlamıyla unlimited duruma gelmişti.

Hep böyle yaparım ben,3,5 günlük uykusuzluğumu bir günde telafi ederim hayatımı zorlaştıracak seviyeye geldiğinde,bunu yaptım,dengeyi tutturamamışım ki sabahın 6 sında uyanıverdim.Nasıl bir düşüncedir arkadaş,uyanır uyanmaz ilk 5 saniyede aklıma geldin,sabah 6 lan daha.

Ben seni bu denli düşünürken hayatıma giren tester kız arkadaşlarımda onları düşünmemem den şikayetçilerdi.Ne kadar acı değil mi…Sen yoksun hayatımda diyemem,hayatımın tamamı sensin.Ama unutulmayan bir aşk değil belkide,böyle platoniklik hiç değil,hep inanırım sana biliyorsun,sende sevmiştim demiştin bir zamanlar.Şimdi karşıma çıksan ne derim bilmiyorum,sana hayır diyebilirmiyim bunuda hiç bilmiyorum.Konu sen olunca kendimi tanıyamıyorumki ben ve yaşadığım sürece konu hep sen oluyorsun ve ben hep kendime yabancı sana çok yakın,çokda sinirli olarak sürdürüyorum hayatımı.

…ve bir sistemciyim ben,ruh hastası bir sistemci.İnsanlar ne bilgilerini,ne sistemlerini kime emanet ediyorlar bir bilsen….Aslında bende güveniyorum kendime,sarhoş halimle bile çok iyi işler başarmış,en kötüsüde seni sevdiğimi  sana söylemiş bulunmuştum.Uçuk kafayla kurduğum mail server hala çalışmakta.

Problem benim seni pek fazla düşünmem.Ama bu sıralar elim çok güçlü.Bür rüyada görmüştüm.Fesleğen/S7* diye birşeyler vardı,sen anlarsın :).  Bu terimlerin tam detayına ulaştım,hatta çok daha fazlası.Sonra birkaç rakam okudular kulağıma.Böyle 2**50**6**8 gibi rakamların sansürsüz halini.Nedir,ne değildir,ne anlama gelir hiç bilmiyorum.Bu sıralar şanlı günümdeyim yada davamda haklıyım ki her geçen gün daha emin adımlarla ilerliyorum.

Ruh hastası olduğum kesin,ama bu hastalık özümü pek fazla değiştirmedi,herzaman olduğu gibi başkalarının ruh sağlığını kendimden daha çok düşünüyorum.Bu anlamda beni biraz olsun tanıyorsan endişeleneceğin hiçbirşey yok.Sonuç olarak sen sadece kendi mutluğunu düşünen birisin,ben tanımadığım bir yabancıyı bile kendimden çok düşündüğümden,bir zamanlar seviyorum dediğim kadına zarar vermek geçmez aklımın ucundan.

Rüyamda gördüm demiştimya seni,bu sabah bir gülerek uyandım bu yüzden.Ben çalıştığım ofisdeydim ve anneciğin bırak artık şu kızın peşini diye sitem edip sert sert bakıyordu bana.Çok korktum gerçekten sanırım.Sonra sen geldin ve bitti rüya.

Çok zoruma gidiyor inanki,nasıl bu kadar vurdumduymaz olabilirsin.Senden istediğim bu kadar net ve kolayken hemde.Dediğim gibi bencil  insanın tekisin.Bundan sonra pekte önemi yok,uzun bir hayat geçirmeyeceğim ya seninle.

Geçen gün biriyle tanıştım,1 hafta kadar sürdü ilişkimiz.Böyle kaşına ve kulağına bildiğin çengelli iğne takan,kendini anarşist diye tanımlayan garip ama içten birisi.Ayrılacağım gün benimle alakası olmayan ve nedenini sorma gereği duymadığım bir sebepden intihar edeceğinden bahsetti.Hiçbirşey diyemedim,sonuç olarak bir iki nasihat fayda etmez bu durumlarda.Ailevi problemlerini çözebilecek biride olmadığım için susmayı tercih ettim.Bu konuyu neden mi yazdım.Daha ilk günden yazdığı bir mesaj seninle aramızda olan durumu özetledi,hiçbirşey anlatmadan bni nasıl bu seviye anlayabiliyor,beni birinin çok üzdüğünü nasıl hissedebiliyor gülmeye çalışırken ben.Gerçekten çok garip….