Yağmur’lu havaları sevmiyorum,ama yağmur altında ıslanıp yavaşça,aldırmadan yürümeyi seviyorum.Ufak bi detay daha,spor ayakkabı giyip aynı zamanda ayaklarımın ıslanmasını istemiyorum.
İstanbul’u seviyorum ve Türkiye’de kalmak istemiyorum…
 
Senide unutmak istemiyorum,ama canımın yanmasınıda istemiyorum artık.
 
İstediklerimizin ne kadarı oluyorki şu hayatımızda.İnsan istedikleriyle sahip olduklarının verify edilmesi kadar mutlu olur.Sahip olduklarımız istediklerimiz değilse pekde yüzümüz gülmez.
 
İnsanoğlunun isteği limitsizdir.Önce karnını doyurma,giyinme,sonra barınma ve ihtiyaçlar gerçekleştiğinde her madde başına daha iyisi eklenerek kısır döngü sürekli döner durur.Zamanla farkederki istekler de ihtiyaç olmuş.
Her insan mutsuz olur,anlarım.”Dünya’da kimseye mutlu hayat yok” dememişlermiydi.
Ama dert sahibi olmak.İnsanın içinde hazmedemediği bir acısının olması gerçekten bambaşka bir duygu.Bu dertle başbaşa kalmak,bu sıkıntıyı başına açanın bile umarsızca yaşamaya devam etmesi insanın zoruna çok gidiyor.
  Hala aklıma takılman;Sürekli aklımda olmandan dolayı seni hatırlama lüksüne bile sahip olmamak gerçekten çok can sıkıcı.
  Artık herşey çok değişti.Ben çok değiştim.Kirpiklerim hala çok güzel,gülüşüm yok eskisi kadar,gözlerimin içi parlamıyor bu sıralar.
Bunu söylemekten nefret ediyorum ama sigara bağımlısı oldum,daha öncede söylemiştim sana.Tiryaki nin TDK’daki 3. maddeside bana seni hatırlattı yine.
Hayat bu işte,ne yapacaksın.Ya yanacaksın,ya yakacaksın.Ama adalet işliyor.Belki bende birilerinin canını yaktım,sonra sen benimkisini.
Beynimizi kullanmak yerine onu düşünmekten aciz duruma getirmek için elimizden geleni yapıyoruz.Bir kaç gün önce  %60 alkol oranı olan birşeyler içtim,geçicide olsa rahatlayamadım.Az önce telefon geldi,haftasonu seviye biraz daha artacak.
 
Türk olmayan bir insanla içmek farklı bir deneyim.Bugüne kadar kiminle içtiysem bir sıkıntısı vardı mesela,kimi anlatır,kimi içinde saklardı.
 
Sabah çok sıkıntılı veri kaybı stresi yaşadım.Uzun zaman olmuş bu heyecanı yaşamayalı.İlk seferinde bu kadar ucuz atlatamamıştım.İnsanın başına gelen talihsizliklerin hatrı sayılır bir oranı acele etmekden,bulunulan ortamdan biran önce arazi olmaya çalışmasından geliyor.
Bu dikkatsizlikleride saymassak işimde çok iyi olduğumu söyleyebilirim.Çernobil virüsünün hortladığı zamanlar bu işden iyi para kazandırmıştım.İyi olduğumu söylüyorum çünkü bu zamana kadar getiremediğim sadece kendi hatamla sildiğim veriler oldu.Nasıl becebiliyorsam shift+delete kombinasyonundan herzaman daha fazlasını yapıyorum,wipe ediyorum resmen.Hayat felsefemizde işimizle entegre çalışıyor.Sürekli başkalarını kurtarıp kendimi wipe durumuna getiriyorum.
 
 
01
…ve burdan yazımı takip eden Emine’ye bir hatırlatma.Eğer paran yoksa sadece ikametgah adresinin mernisde görülen kısmıdır senin için  İstanbul…Buna rağmen sevdiğini iddia edebiliyorsan o adını bile duymak istemediğim lokasyonu,söz bitmiştir.

İdari Bina’ya girdim,ışığı kapattım ve masama oturdum,düşündüm…

Karanlık diye bir kavram yoktu aslında,ışığın yokluğuydu karanlık.Yalnızlık’ta yoktu.Senin yokluğuna verdiğim isimdi bendeki tanımı..Bu kadar insan içinde yalnız kalabilyorsam,yalnız hissediyorsam…anla işte.Yapabileceğin çok şey olsada yapacaklarının limitleriyle kısıtlanmış durumdayım.Sözlükte okumuştum yalnız olmak ve tek başına olmak arasındaki farkı.Ben bu statülerin hangisindeyim,hiç bilmiyorum.

Ben takip eden birkaç arkadaşım gibi bende çok merak ediyorum.Ne zaman bitecek bu serüven,bu düş kırıklığı,bu background process.İki ihtimal var.Ya hemen unutursun,ya hiçbir zaman unutamazsın.

Zamanla geçen,ilgilenmeyince kendi kendine düzelen problemler B Blok’ta oluyor genelde.Geçmeyenlerde oluyor tabiki,umursamıyorum.Problemi yaşayan sen değilsen çözüm sürecide senin insiyatifinde olabilir.İnsanlara bunu anlatmanın en yumuşatılmış çözümü,her zaman işe yarayan ”Şuanda bilgisayar başında değilim” yalanı.

1 Kasım Cuma gecesiydi ve bir sonraki günün gelmesini hiç istemiyordum.Aslında bu sıkıntıyı hergün içinde tutan biri için özel günlerinde bir önemi yoktur ama yinede istemiyordum.Gece biraz problemli geçti.Sabah uyandığımda aklımdaydı ama telefonun hatırlatması biraz daha sıktı canımı.Olsun.Bugünde yaşıyorduk ve hala düzeltmek için zamanım vardı,yoksa bugün tam günümüydü?Yola çıktım,biraz düşündüm ve erteledim.Hayatta bir kere yapacağım bir eylem için daha uygun bir gün olabilirdi.Benim için özel bir gün mesela.Yada  erteleyemeyecek duruma gelmemi bekleyebilrdim.Seninle yapılan planlar hep iptal olduğu için bu sefer iş başa düşmüştü….

2013-11-02 20.35.12

…….

3 Kasım Pazar…..

Bir bar taburesi üstünde,doğum gününün ertesindeyim.

Önce sarhoş olamadığımı farkettim,sonrada seni unutamadığımı.Yapılanlarin karşılığını alamamak zamanla daha cok uzuyor adamı.Yatirim yapip kendini dagitamamak yani içip içip sarhoş olamamak.İnsan bu yöntemlere başladığında belirli bir seviyeden sonra doyum noktasına ulaşıyor ve çözüm daha fazlası oluyor,sonra daha fazlası.Ben bu durumlara çok uzağım.

İçiyorum ve seni düşünüyorum,düşünüyor ve daha fazla içiyorum.Kısır döngü,loopback.

Bu ve önceki yazdıklarımı okuyanlar büyük ihtimalle beni yanlış anlayacak.Benim olayım tekrar birlikte olmanın özlemi değil.Durum çok karışık ve çözümü yine bende.

Yapmak istediğiniz şey pek doğru olmayabilir.Ama keyfinizin istediği gibi davranmak herzaman size iyi gelecektir.Tabiki bunu yaparken başkalarının hayatlarına müdahale etmemek gerekir.Her ne kadar haketselerde kötülüğe kötülükle karşılık vermek insanın içinin kararmasına sebep olur.