peki sen burda ne yapıyorsun?

-Ben ayağımı burktumda acil servis varmı burda?

Hayır,acili yok buranın,Bakırköye gidin,

Peki sen ne yapıyorsun burda? diye başlayan ve fazla  sürdürmediğim bir dialog.

Süprizlerin ne zaman çıkacağı hiç belli olmuyor insanın karşısına,inzivaya çekilmiş bir adamı bulup yoldan çıkarmaya çalışabiliyorlar zaman zaman,şeytan bunlar belliki,hatun kılığına girmiş şeytanlar yoksa nerden bulabilirlerki beni idari binanın içinde,hem bulsalar bile kafalarını işime pencereden  sokup ee sen burda ne yapıyorsun ki diyebilme özgüvenine sahip olması iki yabancının gerçekten çok ilgi çekici değilmi ?

Neyseki havamda değilim hiç,blog sayfamı açmışsam bu dünyadan uzaklaşıyorumda,umrumda olmuyor hiç,tepkisiz kalabiliyorum,siliyorum kafamdan dünyevi tüm meseleleri dünyada olan tek bir konu hariç ve hayır herkez yanlış biliyor bence.Hatıraların üstüne gitmemek problem bence,unutmak için,sırf mutlu olmak için unutup ihanet edemem ki,

Hem ayrılıkdan çok unutulmak koyar adama,bu yüzden unutmakda pek doğru olmaz ve bu tercihi yapmak sanki elimdeymiş gibi karar vermeye çalışmamda çok saçma

Hayat ne kadar zor hepimiz için.Yanlış insanlar seçmiş bir sürü çift yada yoklukdan kıvrılan birsürü abazadan biri olmak muhtemel.

Yada benim gibi hayatındaki en uyumsuz insanı bulup onu deliler gibi sevip hergün kavga etmenin tadını yaşamakdan ibaret,bu heyecanı yaşamak tarifsiz,

14’lü yaşlarımda hep dinlerdim annemden bu hikayeyi,

Abimin ölümünün ardından gelen ilk erkek çocuğum ben,birçok kişi bilmez bunu.Oğlun oldu dediklerinde dünyaları verseler o kadar mutlu olmazdım derdi hep,düşünki dünyanın en pahalı mücevherlerini dağlar kadar yapıp önüme koysalar bu kadar mutlu olamazdım diye düşünmüş.

11 ekim gecesiydi,geçen hafta,içkinin hiç bu kadar tesirli olduğunu hatırlamıyorum.Dünyaları içsemde anlayamazdı hiç kimse.Dertli içinde çarpıyo işte insanı.Takım elbiselerle yatağa düştüm,ne konuştuğumu kısmen hatırlıyorum,adını vermedim ama anne gitmem lazım dediğimi hatırlıyorum.Dayanmadı sonra yüreğim ağlamasına,bir çözüm aradım,içkili bir bünye çok parlak fikirler üretebiliyor zaman zaman.

Unutun beni dedim,bir oğlunuz olduğunu unutun,bu şekilde herşey çok iyi gitmezmiydi?Beni beklemezlerdi geceleri ,babamdan sonra bende eksilirdim akşam çay bardağı listesinden ve bende kendimi unuttuğumda,hedefleri olan ve büyük bir oranını gerçekleştirmiş engini unuttuğumda,benliğimden çıkıp bambaşka bir insan,kendime bile bir yabancı olduğumda üzülecek,elimde kaybettiğimi hissedecek birşeyim kalmazdı.

Olaya objektif bakıyorum sürekli,birçok insana evladım olsa severmiyim diye bakıyorum,bazıları geçemiyor bu sınavdan,bazılarına göre bende geçemem belki,

Şuan hiç ilgimi çekmiyor baba olmak çünkü eve erken gitmek zorunda kalmak gerçekten çok sıkıcı.Büyükde konuşmamak lazım hani,olmadan bilemem ki nasıl bir duygu?

Tesadüf mü yoksa kadermi seninle yaşadıklarımız,

Aslında kadermi vardır tesadüfmü?Çelişir çünkü bu iki kavram,ikisi olmazki aynı anda.Kaderine müdahale edebilir insanoğlu,kendisi yazar ama tesadüfler göremediğimiz büyük gücün elindedir.

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s