26 October, 2012 21:47

Avusturalya yoluna bir adim daha yaklastim bu aksam,detaylarin cogu netlesti,baglantilarin hepsi hazirlandi, Kismet olunca,yazilinca alnina arayipda bulamayacagin insanlar ayagina geliyor,

Belki hersey cok guzel olacak belkide berbat,
Herseye ragmen insanin kendi yolunu cizip bu yolda ilerlemesi gercekten cok keyifli,
Basarili olursan bu yolda bu senin basarin olacak,baskasina olmayacak vefa borcun, Yada kendi dusen aglamayacak,

Bahcesehir ve Tekirdag tabelalarinin olmadigi bir ulkenin iyi gelecegini dusunuyorum bana…

Ufak tefek yaşanmışlıkla güçlü olduğunu nasıl düşünebilirki insan?Bir sabah uyanıyorsun ve bambaşka bir insan olup çıkıveriyorsun,yenilmiş birisin artık sen ve bu mağlubiyet hayatının sonuna kadar bırakmayacak peşini.Ne kadar basit geliyor değilmi?Kız mevzusu değilmi altıüstü?Ne kadar değerli olabilirki?Bu değilmiydi bizim hafife aldığımız?Geçiyordu hep,aslında geçiyor demeye değmeyecek kadar basit konulardı ve her değişim özgüveni pofpoflayan bir başarı gibi hissettiriyordu ve en büyük özverimiz karşı taraf samimiyse onu kırmamaktı.

Aslında en büyük başarı ne biliyormusun?Umranın gevezeliğinin yanında blog yazabilmek.Şikayetçide değilim aslında,alışıyo insan zamanla,arka planda dinleyip dual process çalıştırabiliyor,

İtiraf etmek rahatlatıyor insanı,suçu başkasının üstüne atmak,ben böyle değildim birisi delirtti diyebilmek iyi geliyor ancak kesinlikle bir günah keçisi formatı değil bu eylemim,

Biliyorsun konuyu,tek derdim sensin benim,diğerleri sadece problem,yaşamanın heyecan verdiği karışık anksiyete hepsi ve hepsini tetikleyende yine sensin,

Anlattım bende,aylardır raporlara neden elimi sürmediğimi,network topology neden oluşturmadığımı,acil işler harici hiçbişeye dokunmadığımı ve yaptığım işleride neden sisteme girdmediğimi anlattım yöneticilerime.İnsanın kandırıldığını hissetmesi ve bunu birilerine itiraf etmek zorunda olması çok zor bir durum.O cümleleri oluşturmak o kadar zorki,her cümlede insan bi ton dayak yemiş gibi oluyo,paitball da kaskımın içinden kafama giren ve içerde patlayan boya mermileri kadar yakıyo canımı bu cümleleri sosyal hayatını bilmemesi gereken birilerine anlatmak zorunda kalmak.

Birini mutlu edebiliyorsan onun duygularına hakimsin,bu alana read/write yetkin vardır ve üzebilirsinde.

Yazımın arasına teknik terimler karıştırmam görgüsüzlük olarak yorumlanabilsede bazı kelimeler çevrildiğinde anlamını yitirebiliyor,tam karşılığını vermiyor türkçede.

Gece rüyalarıma gündüz çözemediğim iş sorunları girerdi hep,büyük bir mutlulukla çözerdim onları ve sabah uyandığımda işimede yarardı,

Artık sensin rüyalarıma giren ve sabah uyandığımda güne kötü başlamama sebep olan.Uyurken dokunabildiğin birinin sabah yüzünü yıkadığında sana çok uzak olması hatta imkansız kadar yok olması o kadar can sıkıcı bir durumki,

ve Aşk’ın temelinin bir bencillik olduğu söylenir sürekli.İnsanın engelleyemediği kendini istisna bir bencillik.Doğrudurda aslında senin mutlu yada mutsuz olman umrumdamı sanki?Belki şu sıralar ağzın kulaklarında geziyorsun ama ne farkederki ben mutsuzken?Bu duyguyu her yaşadığımda kebapçılık yapan,hiçbirşey düşünemeyen  ve kızlardan tek beklentisi şehvet olan odunun teki olmayı o kadar çok istiyorumki.Ama hayat bu,sen müdahale edemessinki başka birinin evladına,ne yapabilrsinki bir zamanlar herşeyin olan bir yabancıya?

Herşeyden önemlisi stabilite.Hep kötü değilim tabiki.Güne iyi başladığım zamanlarda mevcut,yaşadığım güzel anlarda var ama saniyeler içinde herşey berbat olabiliyor.Ne zaman vuracak bu sancı diye korkmaktan tadınıda alamıyorum hiçbirşeyin.

Eve dönüş vakti geldi,

Hoşçakal,şimdilik…

 

peki sen burda ne yapıyorsun?

-Ben ayağımı burktumda acil servis varmı burda?

Hayır,acili yok buranın,Bakırköye gidin,

Peki sen ne yapıyorsun burda? diye başlayan ve fazla  sürdürmediğim bir dialog.

Süprizlerin ne zaman çıkacağı hiç belli olmuyor insanın karşısına,inzivaya çekilmiş bir adamı bulup yoldan çıkarmaya çalışabiliyorlar zaman zaman,şeytan bunlar belliki,hatun kılığına girmiş şeytanlar yoksa nerden bulabilirlerki beni idari binanın içinde,hem bulsalar bile kafalarını işime pencereden  sokup ee sen burda ne yapıyorsun ki diyebilme özgüvenine sahip olması iki yabancının gerçekten çok ilgi çekici değilmi ?

Neyseki havamda değilim hiç,blog sayfamı açmışsam bu dünyadan uzaklaşıyorumda,umrumda olmuyor hiç,tepkisiz kalabiliyorum,siliyorum kafamdan dünyevi tüm meseleleri dünyada olan tek bir konu hariç ve hayır herkez yanlış biliyor bence.Hatıraların üstüne gitmemek problem bence,unutmak için,sırf mutlu olmak için unutup ihanet edemem ki,

Hem ayrılıkdan çok unutulmak koyar adama,bu yüzden unutmakda pek doğru olmaz ve bu tercihi yapmak sanki elimdeymiş gibi karar vermeye çalışmamda çok saçma

Hayat ne kadar zor hepimiz için.Yanlış insanlar seçmiş bir sürü çift yada yoklukdan kıvrılan birsürü abazadan biri olmak muhtemel.

Yada benim gibi hayatındaki en uyumsuz insanı bulup onu deliler gibi sevip hergün kavga etmenin tadını yaşamakdan ibaret,bu heyecanı yaşamak tarifsiz,

14’lü yaşlarımda hep dinlerdim annemden bu hikayeyi,

Abimin ölümünün ardından gelen ilk erkek çocuğum ben,birçok kişi bilmez bunu.Oğlun oldu dediklerinde dünyaları verseler o kadar mutlu olmazdım derdi hep,düşünki dünyanın en pahalı mücevherlerini dağlar kadar yapıp önüme koysalar bu kadar mutlu olamazdım diye düşünmüş.

11 ekim gecesiydi,geçen hafta,içkinin hiç bu kadar tesirli olduğunu hatırlamıyorum.Dünyaları içsemde anlayamazdı hiç kimse.Dertli içinde çarpıyo işte insanı.Takım elbiselerle yatağa düştüm,ne konuştuğumu kısmen hatırlıyorum,adını vermedim ama anne gitmem lazım dediğimi hatırlıyorum.Dayanmadı sonra yüreğim ağlamasına,bir çözüm aradım,içkili bir bünye çok parlak fikirler üretebiliyor zaman zaman.

Unutun beni dedim,bir oğlunuz olduğunu unutun,bu şekilde herşey çok iyi gitmezmiydi?Beni beklemezlerdi geceleri ,babamdan sonra bende eksilirdim akşam çay bardağı listesinden ve bende kendimi unuttuğumda,hedefleri olan ve büyük bir oranını gerçekleştirmiş engini unuttuğumda,benliğimden çıkıp bambaşka bir insan,kendime bile bir yabancı olduğumda üzülecek,elimde kaybettiğimi hissedecek birşeyim kalmazdı.

Olaya objektif bakıyorum sürekli,birçok insana evladım olsa severmiyim diye bakıyorum,bazıları geçemiyor bu sınavdan,bazılarına göre bende geçemem belki,

Şuan hiç ilgimi çekmiyor baba olmak çünkü eve erken gitmek zorunda kalmak gerçekten çok sıkıcı.Büyükde konuşmamak lazım hani,olmadan bilemem ki nasıl bir duygu?

Tesadüf mü yoksa kadermi seninle yaşadıklarımız,

Aslında kadermi vardır tesadüfmü?Çelişir çünkü bu iki kavram,ikisi olmazki aynı anda.Kaderine müdahale edebilir insanoğlu,kendisi yazar ama tesadüfler göremediğimiz büyük gücün elindedir.

 

 

 

11 October, 2012 21:53

11ekim,
Bi kac saat once iphonede mail gonderirken dosya eklemeyi bulamadim bi turlu,aricaktim seni,aramazdim da hani gecti aklimdan,belki sende bilmezdinki,
Aslinda iki ihtimal var,
Ya mutlu,ya mutsuz,
Ya seninle,ya sensiz,
Zaten %50 ihtimal varken boyle olacagi belliydi bunun,

O kadar kizginimki sana,
Espri yapma yetenegimi aldin benden,tahammulumu aldin,cool bi adam biraktin ardindan,

Seviyorum iste seni,
Kim karisabilirki buna,

Ne sen,ne ben,
Biliyorum elinden geleni yaptin silmem icin seni hayatimdan, Ama basaramadinki ,
Bende yapamadim,

Kalabaligin arasinda gordum seni,telefonla konusuyordun,geldim yanina,kayboldun sonra birden,oysaki birkac saniye oncesinde yuvarlak masanin hemen arkasindaydin,bar koltuklarinin ikincisinde,

Alkol cok kotu birsey,
Belki bende oyleyim,
Seni sevdiysem bu benim hatam,

10 October, 2012 22:53

8ekim,

Bacaklarimi ovusturup vucudumu isitmaya calistigim ilk gece bu senden sonra, ilk mevsim degisimi sensiz ve sonda olmayacak benim sonum gelmeden, Herkezin bir hayali,bazilarinin bir hedefi olurya su hayatta, Benimkide sen oldun diyebilmeyi cok isterdim ancak tek tarafli sevgilerde bundan bahsetmek cahilce,pesine dusmemde mantiksiz ancak insaniz sonucta,kendi mutlulugumuz icin bencilce yasamamiz normal degilmi?
Hayalini kurdugum mutluluk senin tekrar hayatima girmenle yada sana dokunmamla alakali degil,
Cok farkli bi adamim iste,bunu ne sana soylerim,ne kendime anlatirim, Yasarim sadece omrum,gucum yeterse,cekilirse onumden su imkansizliklar,

Domain Admin Password Reset in Server2008/Unutulan Domain Admin Şifresinin Resetlenmesi(Server 2008)

Domain admin şifresini unuttuysanız ve başka bir yetkili hesabınız yoksa işler o zaman sarpa sarmış demektir.Eliniz kolunur bağlanır.Böyle bir durumda Win Server 2008 içinde bulunan utilman.exe aracıyla third party yazılıma ihtiyaç duymadan kısa süre içinde şifrenizi resetleyebilirsiniz.

1.Domain controller bilgisayarı cd’den boot edilerek başlatılır.İlk ekranda dil tercihi yapıldıkdan sonra Repair your computer ile operasyona başlıyoruz.

2.Bundan sonraki aşamada kurulu olan partition bölümü ve işletim sistemi seçilip Next liyoruz.

System Recovery Options

3.Burdan sonraki ekranda Command Propt seçilerek komut iştemi açılır ve sistem bölümünün olduğu dizindeki system32 dizinine girilir ve aşağıdaki komutlar ile gerekli dosyaların yedekleri alınır

 

4.Bu aşamadan sonra sunucu yeniden başlatılır ve logon ekranında Windows+U tuş kombinasyonu ile komut satırına girilir.

5.ve son olarak aşağıdaki komut ile yeni kullanıcı şifresi belirlenir.Kullanıcı adı yani Administrator kelimesinden sonra istenen şifre girilerek işlem tamamlanmış olur.

 

c:\>net user administrator (new_password)

 

 

 

 

 

Sonraki Yazı

 

Bu sorunun cevabını aslında ikimizde biliyoruz,hangi evreleri geçtiğimizi ve şuanki durumuzu,

Aklıma geliyorsun bu sıralar,sanki herşey enbaşına dönmüş gibi,sanki onca zaman geçmemiş,sen yine o boşluklardan birine düşüp tekrar girmişin hayatıma ve yine yalnız değil ama sensiz bırakıp gitmişsin gibi.Çok taze yaşayıp hissediyorum herşeyi.Sensiz kalmamla yalnız kalmam aynı kapıya çıkıyor,başkalarıyla mutlu olmama engel oluyor içimden birtürlü çıkmayan adın,sesin ve daha anlatılamayacak bütün detayların.İnsan hep odaklanınca bir konuya tüm derinliklerini içinde ve muhatap kişiyide çok yakınında hissediyor.

Başkalarını dinlemeye karar veriyorum daha sonra.Üzerine gitmiyorum düşüncelerimin,kafamın üstünde düşünce balonları oluşturup sonra çöpe gitmesini izliyorum sessizce,yazmıyorum blog falan ve sonra blog yazmanın beni ne kadar rahatlattığını farkediyorum.

Kimseye senin kadar kızamıyorum,yükseltemiyorum sesimi kimseye sana bağırdığım kadar,

Bazende bu durumun tam tersi oluyor,unutuyorum ayrıldığımızı,aylardır konuşmadığımızı ve bundan sonra birbirimizi aramanın yasak olduğunu unutuyorum,elim gidiyor telefona,konuşmak istiyorum sanki hala sevgilimmişsin gibi neyseki sonra birden kendime gelip bu saçmalığa son veriyorum.

Sen sanıyorum arayan her ‘Unknown Number‘ı yıllar önce ilk konuşmalarımızda olduğu gibi ve biliyorum gözlerimi kapattığım koskoca gerçeği.Herşeyin zamanında güzel olduğunu,

ve Unknowndan sonra gelen bir çağrı altüst etti beynimi,

Bu kadar tesadüfde fazla değilmi?Seninkiyle başlayıp benimkiyle biten bir telefon numarası.